Eren, Vazgeçmenin Bedelini Ödemeye Hazır Mısın?

Soruların gücüne çok inanırım. Güçlü sorular insanı düşünmeye, düşünmek sorgulamaya, sorgulamakta farkındalığı artırmaya neden olur.


Aslında yazının başlığında ki soruyu ben kendime soruyorum.

Şu anda bu yazıyı yazarken bile hala aynı soru zihnimde yankılanıyor.

Eren; vazgeçmenin bedelini ödemeye hazır mısın?

Halihazırda yaptığım , yeni başlamayı planladığım ve başlayıp tamamlamadığım işlerimin fazlalığı bir noktada beni kilitlediği bir süreçte vazgeçmenin bir maliyeti var, bir bedeli var. Onu ödemeye hazır mısın? Yaptığın bazı işlerden vazgeçip, zihnindeki kilidi çözebilmen için boşluk oluşturman gerekiyor düşüncesi uyandı bende.


Bu zamana kadar hem iş hayatımda hem de özel hayatımda “vazgeçmelerimin” bedelini maddi ve manevi olarak ödeyen bir insanım. Öyle ya, bedel ödemek sadece “maddiyatla” olmuyor ki!


Peki durum böyleyken;

“Vazgeçmenin sonunda ödeyeceğim bedeli neden göze alamıyorum?”

Aklıma ilk gelen cevap şu oluyor: “ Çünkü yeniden odaklanmam gerekecek, belki baştan tekrar başlamam gerekecek. Zaman geçiyor, yaşım ilerliyor.” Zihnimden yaş olayını geçirirken birden karşıma, Koşmasaydım Yazamazdım isimli kitabında Haruki Murakami’nin şu tespiti çıkıyor: “Ödemem gereken bedeli ödemedikçe, elime geçenin de o ölçüde kısıtlı olacağı bir yaştayım artık…”


Aslında zaman izafi bir kavram. Öyle bir yıl geçirebilirim ki, o bir yıl, on yıla bedel olur. Bunun farkındayım. Ama zihnim sürekli benimle oyun oynuyor. Tüm bunları düşünürken yine zihnimde barındırdığım bir “korkunun” farkına varıyorum.

Benim ömrümden büyük hayallerim var.

Zaman kaybettikçe o hayallerimden uzaklaştığımı, hayallerimi hayata geçiremiyeceğimi, ben öldükten sonra yaşam amacımın, düşüncelerimin, ideallerimin yaşamaya devam edeceği kalıcı bir şeyler bırakamayacağım düşüncesi, bende aynı doğrultuda korkuyu tetikliyor.

Biliyorum ki; kabullenmedikçe ya da mücadele etmeye çalıştıkça “korkum” daha da büyüyecek. Bu yüzden ilk olarak bu korkunun varlığını kabul etmekle başlıyorum.

Peki, sonra ne yapabilirim?
“ Yarının ne getireceğini, yarın olmadan kim bilebilir ?”

Yine Haruki Murakami ve çok güçlü bir soru.

Sorulara aradığım cevaplarla adım adım bir yere doğru gidiyorum. Bu kendimi iyi hissetmeme sebep oluyor.

O zaman “Yarının ne getireceğini düşünmek yerine, şu an ne yapabilirim?” Sorusunun cevabına odaklanmam gerekiyor.


Gerçekten bir şeylerden vazgeçmem gerekiyor mu?Gerekiyorsa, yaptığım işlerden hangisi ya da hangilerinden vazgeçebilirim?Çalıştığım başlıkları birbiri ile entegre ederek ortaya yeni bir iş modeli çıkartabilir miyim?


Bu soruların cevapları üzerine de çalışabilirim. Yapacağım çalışmanın beni muhakkak ulaşmak istediğim noktaya yaklaştıracağına inanıyorum.

Zihnimi meşgul eden konulardan bir tanesi olan “yapmayı planladığım” çalışmalarda yukarıda ki 3 sorunun cevabını bulmamla şekil alacak.


Son olarak “yapmaya başlayıp, çeşitli sebeplerden dolayı ve dahası kendi ürettiğim mazeretlerden ötürü tamamlamadığım” çalışmalarımı önceliklerine göre listeleyip hemen harekete geçerek, basit hedefler belirleyerek, ama sürekli devam ederek, adım adım tamamlayabilirim.

Buraya kadar yazdıklarımı tekrar okudum. Ve yazıya konu olan sorunun cevabı zihnimde yerini buldu.


Bir şeylerden vazgeçmem gerekiyorsa, vazgeçebilirim!

Vazgeçtiğim için bedel ödemem gerekiyorsa, o bedeli ödemeye hazırım!

Peki soru şu: “Sen, Vazgeçmenin Bedelini Ödemeye Hazır Mısın?

2 görüntüleme

Tüm hakları saklıdır © 2020 - 2025 Eren Gökyer